HERKES YİYECEK VE İÇECEK SEKTÖRÜNDE ÇALIŞABİLİR Mİ?

Lüks oteller, şık restoranlar, havalı barlar… Kim istemez ki böyle yerlerde çalışmayı? Hizmet vermek hangi sektörü ele alırsak alalım zor bir iş. Hele bir de yiyecek ve içecek sektörü içerisindeyseniz, sektörün iç misafirlere hizmet veren bölümündeki birisi olarak söyleyebilirim ki daha da zor.

Birçoğumuzun keyifle seyrettiği Ratatouille filminde “Herkes yemek yapabilir” diye bir cümleyi duyduğumda düşündüm. Herkes servis verebilir mi? Herkes yemek yapabilir mi? Herkes yiyecek ve içecek sektöründe çalışabilir mi?

Hobi olarak, evde, arkadaşlar arasında elbette, ama profesyonel anlamda çalışmak için önce bazı niteliklere sahip olmamız gerek.

Öncelikle servis vermekten zevk alan bir kişi olup, olmadığımızı kendimize sormalıyız. Karşımızdaki kişinin isteklerini yerine getirmek için her daim hazır olmalıyız.

Yiyecek ve içecek sektöründe garsonluğun, barmenliğin, aşçılığın, komi ve diğer tüm pozisyonların bir meslek olduğunu ve kişisel gelişimle kariyer basamaklarının çıkılabileceğini unutmamalıyız. Servis vermenin sadece siparişi bir kağıda yazmadan öte, mönüyü bilmek, misafire seçiminde yardımcı olmak, ön görülü ve detaycı yaklaşmak olduğunu; mutfakta çalışmanın yemek yapabilmekten öte bilgi, teknik, yetenek ve yaratıcılık olduğunu hatırlamalıyız.

Operasyonda “bu benim işim değil” cümlesinin yeri olmadığını kabul ederek yola koyulmalıyız. Bu sektörün bir ekip oyunu ile başarıyı getireceğini göz ardı etmemeliyiz. Her oyuncunun rolünün bir diğerinden az veya fazla önemli olmadığını, herkesin katkısı ile mükemmele ulaşılabileceğini bilerek, ekip içerisindeki herkese destek vermeli ve yardımlaşmalıyız.

Kendimize bakmalıyız, kişisel bakımımıza özen göstermeliyiz. İletişim odaklı bir işte, ilk izlenimlerin profesyonelliğimizi yansıttığını ve değiştirmenin çok zor olduğunu hatırlamalıyız.

Seçtiğimiz kelimelerden, ses tonumuza, mimiklerimizden, jestlerimize, kısacası sözlü ve sözsüz iletişimde olumlu yaklaşımın ve tutumun gücünü kullanmalıyız. En zor anlarda bile gülümsemeyi kendimize yakıştırmayı bilmeliyiz.

Bizi “biz” yapan geçmişimizi yapıcı ve daha iyisini yapmak için bir araç olarak görmeli ve mütevazi olmalıyız. Öğrenmenin yaşının olmadığını, dünyada her gün yeni bir gelişmenin olduğunu ve işimizle ilgili yenilikleri takip etmemizin bize artı değer katacağı bilinci ile öğrenmeye ve değişime açık olmalıyız.

Yalnızca bir üniforma giymediğimizi, bir mesleği taşıdığımızı unutmamalıyız.

Post comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *

© 2016 All rights reserved. Tasarlayan ve Uygulayan NoviArt